Demokrasi halka hizmettir…

Demokrasi üzerine en tartışmalı konulardan biri,
halkın isteği ile icraat arasındaki uyumdur.
Peki, en azından halkın isteğine işaret eden halkın çoğunluğu hangisidir?
Tüm nüfusun salt çoğunluğu mu, seçmenlik kazanmışların salt çoğunluğu mu,
bunlardan sandığa gitmiş olanlarının salt çoğunluğu mu,
gidenlerin oyuyla seçim kurallarına göre seçilmişlerin meclisteki çoğunluğu mu?

İyi ama, “millet” tanımı ayni sınırlar içinde yaşayan ve ayni ülküyü paylaşan “halkların”
ölmüş ataları ve doğacak çocukları da kapsayan, geçmişi ve geleceği olan bir kavram ise bu meclisteki çoğunluk tam olarak kimi temsil eder?
Bir de bakmışsın, geçmişindeki bazı kurtarıcılarını aşağılayan, geleceğini satan,
bugün yaşayanların bile bir bölümünü önce seçmen olmadığı, sonra sandığa gitmediği, sonra seçim sistemi onların oyunu oydan saymadığı için, temsil etmeyen
ama meclisi ele geçiren bir “ezici çoğunluk” Ulus adına diyerek tüm makamları yönetiyor. Demokrasi “kazanan hepsini alır” mantığıyla bir “sandık oyunu”na dönüşmüş.

Peki, bu “eğreti” çoğunluğun istedikleri her yasa çıkar mı? Elbette çıkar!
Meşru olur mu? Millet ve tarih önünde asla! O başka bir sınavdır..
Darbe yapanlar daha önce bundan farklı ne yaptılar ki?
Darbe diktatörün ağzından çıkanı hukuk saymak için yapılır.
Bir kişinin ağzından çıkan keyfiliği birileri hukuk yapıyorsa darbeden ne farkı var?
Sormak gerekir: Hak nedir, hukuk nedir?
“Hak”kı kafamıza göre tanımlayıp istediğimize verelim, istediğimizden geri alalım.
Hukuk’un çoğunluk denen bir garabete değil, azınlığın hakkına dayandığını unutturalım.
Hem de bu çağda uluslararası gelişmiş hukuk normları apaçık bilinirken…Göze soka soka..
Burada hak veya hukuk kalır mı?

Bütün hesap ince ince sandıktan çıkarılacak sonuca endeksli…
Halkın malını sat. Devletin varlıklarını peşkeş çek. Ehil olmayanlarla makamları doldur.
Her işin başına adeta olabilecek en bilgisiz, tecrübesiz, en yeteneksiz adamı koy.
Bu tayinin tek “koşulu” o adamın” koşulsuz” itaati olsun.
Sonra yolsuzluğu, kayırmayı, haksızlığı af yasaları, zaman aşımı vs ile (sözde) meşrulaştır.
Kerameti kendinden menkul yetkiyle kendi suçlarını suç olmaktan çıkar, kendini akla…
Hak arama yollarını, malı götürenlerin bugün ve ileride hesap verme yollarını tıka, yoket.
Bu rezaletin üzerine yaraya tuz basar gibi “ileri demokrasi” propagandası ile cilâ çek.
Bu doğruluktan, hatta dinden imandan ve de hatta insanlıktan uzak değil mi?
Dindar? Yok canım, bu apaçık Allah’ı inkâr. Aldatacağını düşünebilen inkâr etmiş olur…

Bütün bunlardan sonra hâlâ korkmadan sorgulayabilene, hem hakaret, hem eziyet et.
O susmasa bile bu gönül isyanının vatandaşa bulaşmasını, uyanmasını önlemeye çalış.
En ufak bir örgütlenmeye izin verme. Çünkü herkes her şeyi öğrenir, vicdanlar çözülür..
Bunca baskı, hukuksuzluk, tazminat, işten atma tehdidine karşı “yazar”lar “çizer”ler var.
Sinsi, vicdansız ve küstah saldırılara göğüs gererek yapıyorlar işlerini…
Onlara çok saygı duyulmalı. Onlar barışçı bir ulusal mücadelenin kahramanlarıdır.
Hele karikatüristler.
Çekilenlere acı tebesümlerle de olsa güldürüp oksimoron yapıyorlar.
Ayni halka zarar bir zülme, demokrasi halka hizmettir denmesi gibi.

This entry was posted in Düşünsel yazılar, Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s